BAİS

Posted on Haziran 20, 2008. Filed under: Esma-ül Hüsna |

“Kendisinde şüphe olmayan kıyamet vakti de gelecek: Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır.” (Hacc;7) 

Küçükken bir gün dedemle dolaşmaya çıkmıştık. Öğle ezanının okunmasına az kaldığından yakındaki bir camiye girdik. Ezan okundu, namazımızı kıldık. Duamızı yaptıktan sonra tekrar dışarı çıktık. Caminin bahçesinde küçük bir bahçe vardı. Bu bahçede beş-altı tane de kabir. Dedem kabirlere yaklaştı ve ellerini açıp dua ettikten sonra onlara şöyle seslendi:

“Tekrar dirileceğiniz güne kadar Allah’ın rahmeti sizinle olsun!..”

Neler duyuyordum böyle? Ölüler tekrar dirilecekler miydi? Peki bu nasıl olacaktı? Şimdiye kadar kemikleri bile çürümüştür…

Dedemin işinin bittiğini anlayınca ellerinden tuttum ve,

“Dedeciğim! Onlar nasıl dirilecekler?” diye sordum.

“Bu sana zor mu geliyor?” diye o da bana sordu.

“Evet zor bir şey. Çünkü onlar toprağın altında neredeyse yok oluyorlar…” dedim.

Dedem ise,

“Hatırlıyor musun? Bir zamanlar sen yoktun. Sen olmadığın gibi hiçbir parçan da mevcyt değildi. Allah seni yokluktan meydana getirmedi mi?”

“Evet, haklısın…”

“Söyle bakalım, sen bir şey yapsan da o kırılsa aynısını tekrar yapabilri misin?”

“Tabii ki yapabilirim. Neden yapamayayım ki?”

“Madem öyle, bizi yoktan var eden Allah neden öldükten sonra tekrar diriltemesin?”

Biraz düşündüm. Dedem haklıydı. Allah o kadar büyüktü ki gücü her şeye yeterdi. Böyle bir soru sormuş olduğum için kendimden utandım. Dedem bunu farketmiş olacak ki bana şöyle dedi,

“Ama bu soruyu sormakta haklısın. Kolay anlaşılır bir şey değil. Senin gibi Hz. İbrahim de aynı soruyu sormuştu…”

“Peygamber olan Hz. İbrahim mi?” diye şaşkınlığımı dile getirdim.

“Evet” deyip anlatmaya devam etti,

“Bir gün Hz. İbrahim (a.s) deniz kenarında bir insan ölüsü görür. Dalga, ölünün üzerini açtığı zaman, hemen denizdeki yaratıklar ölüye saldırır, kopardıkları parçanın bir kısmı denize düşer ve diğer kısmını yerler. Dalga çekilince kara ve hava hayvanları saldırır. Kara hayvanları kopardıklarının bir kısmını yer, bir kısmını da havada boşluğa bırakırlardı. Bunu gören Hz. İbrahim (a.s) merak eder. Bu parçaların nasıl ayrı ayrı yerlerden toplanıp bir araya getirileceğini görmek ister ve Allahu Teala’ya sorar:

“Rabbim, ölüleri nasıl diriltirsin? Bana göster…”. Allah ona,

“İinanmadın mı?” buyurur. O da,

“Hayır, inandım. Fakat kalbim yatışsın diye (arzuluyorum)” der. Bunun üzerine Allahu Teala şöyle buyurur:

“Dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra parçalayıp her parçasını bu dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah, her şeye üstün ve yegane hikmet sahibidir”

Hz. İbrahim Allahu Teala’nın buyruğunu yerine getirir. Dört kuş tutup onları kendine alıştırır, sonra onları kesip tüylerini ve paralarını birbirine karıştırır. Ardından dağa bırakır. Sonra o paralara seslenip kendine çağırır. Parçalar Allah’ın izniyle birleşir ve dört kuş da canlanıp Hz. İbrahim’in yanına gelir.”

Bu kıssadan çok etkilendim. Sonra kendi kendime ağaçları düşündüm. Onlar da kışın ölmüyorlar mıydı? Sonra baharda Allah onları tekrar diriltiyor, yemyeşil yapmıyor mu?

Dedemle beraber caminin bahçesinden çıkıyorken gözüm bir kabrin üstündeki yazıya ilişti. Arapça olduğundan okuyamadım. Dedeme sordum. O da bana, “Orada Ya Bais!” yazıyor dedi ve hemen ardından açıkladı,

“Bais Allah’ın isimlerindendir. İki anlamı vardır. Birincisi ölüleri diriltendir. İkincisi de peygamberler göndererek ölü gönülleri dirilten…” 

Make a Comment

Make a Comment: ( None so far )

blockquote and a tags work here.

Liked it here?
Why not try sites on the blogroll...