HZ. ÖMER’İN MÜSLÜMAN OLUŞU
(Hz. Ömer hızlı adımlarla öfkeli bir şekilde ve düşünerek yürümektedir. Arkadan düşüncelerini yansıtan şu konuşmalar duyulur:)
1.adam: – Taraftarları gittikçe çoğalıyor. Bu işin sonu fena görünüyor. Bir an önce buna bir çare düşünülmeli.
2. adam: – Onu ortadan kaldırmaktan başka çare yok. Bunu kim yaparsa ona 200 deve ve bir o kadar da para vereceğim.
3. adam: – Böyle bir cesareti kim gösterebilir ki?
Ömer’in sesi: -BEN
(Bütün bu konuşmaları düşünerek yürüyen Ömer’in karşısına Nuaym çıkar.)
Nuaym: – Bakıyorum çok hiddetlisin Ömer. Nereye böyle?
Ömer: – Evet, Nuaym! Arapların arasına ayrılık sokan kişinin vücudunu ortadan kaldırmaya gidiyorum.
Nuaym: – Doğrusu zor bir işe girmişsin. Arkadaşları başının ucundan bir an olsun ayrılmıyor. İstediğini gerçekleştirmen oldukça güç. Hem sonra Abdülmuttalip oğulları böyle bir şeye karşı boş dururlar mı? Onların elinden nasıl kurtulacaksın?
(Ömer iyice hiddetlenir.)
Ömer: – Yoksa sen de mi onlardansın Nuaym? Neden Onu korumaya çalışıyorsun? Haydi çabuk söyle!
(Nuaym birden telaşa kapılmıştır.)
Nuaym: -Sen beni bırak da asıl kızkardeşin Fatma ve enişten Said’e bak. İkisi de İslam’a girdiler.
Ömer: -Yalan söylüyorsun..
Nuaym: – İnanmıyorsan soruştur.
Ömer: – Eğer yalan söylüyorsan…
(Ömer Nuaym’ın yanından hızla uzaklaşır. Sahne değişmiştir. Fatıma, eşi ve Habbab birlikte Kuran okumaktadırlar. Ömer’in sesini duyunca telaşlanırlar ve Said Habbab’ı bir köşeye saklar. Fatıma abisine kapıyı açar:)
Fatma: -Abi..
(Ömer Fatıma’yı önünden çekilmesi için yavaşça iter)
Ömer: – Demek doğruymuş. İkiniz de Onun büyüsüne kapılmışsınız. Nasıl yaparsınız?
(Ömer sinirli bir şekilde odanın içinde ileri geri yürür.)
Ömer: Atalarımızın dininden nasıl dönersiniz?
Said: – Ömer dur dinle.
Ömer: Olamaz bu! Anlayamıyorum! Sizi de ortadan kaldırmalıyım.
(Ömer kılıcının kabzasını çekecekmiş gibi tutar. Fatma ona engel olmak için ileri atılır:)
Fatma: -Allah’tan kork abi. Evet ben ve eşim müslüman olduk. Başımızı da kessen dinimizden dönmeyiz. Asla dönmeyiz. Anladın mı?
(Ömer biraz düşünür)
Ömer: -Şu okuduğunuz şeyi bir getirin bakalım.
(Fatıma ve Said bir an birbirlerine bakarlar. Ömer bekletildiği için sinirlenir)
Ömer. -Getirin diyorum.
Fatıma: – Sen ona dokunamazsın! Ona temizlenenlerden başkası dokunamaz.
(Ömer biraz düşünür. Başını yere eğer. Sonra birden kalkar ve kararlı bir şekilde:)
Ömer: -Öyleyse ne yapmam gerektiğini söyleyin.
Said: – Abdest almalısın. Gel..
(Said ve Ömer kısa bir süre için çıkarlar. Fatıma Kuran sayfalarını gizlediği yerden çıkarır. Ömer eline aldığı sayfalara göz atarken arkada fon müziği.. Ömer yavaş yavaş çömelir. Ve mırıldanmaya başlar:)
Ömer. -“Göklerde ve yeryüzünde ve bunların arasında ve toprağın altında bulunan her şey O’nundur. Allah’ındır!”
(Müzik kesilir.)
Ömer: -Fatıma! Bütün bu mahlukat hep sizin inandığınız Allah’ın mıdır?
Fatıma: – Elbette. O, bütün mahlûkatın yaratıcısı ve sahibidir. Şüphen mi var?
Ömer : – Bizim bin beşyüz kadar sülü püslü putumuz var. Ama hiçbirinin sadece yeryüzünde bile sahip olduğu tek bir şey yok.
(Hz. Ömer yere kapanır:)
Ömer: Ben ne yaptım? Hayatımı boşa harcadım.
(Habbab gizlendiği yerden çıkar ve:)
Habbab: -Ey Ömer! Peygamber Efendimiz “Ya Rab bu dini ya Ebu Cehil ya da Ömer ile güçlendir” diye dua ederdi. İşte bu devlet sana nasib oldu. Mübarek olsun.
(Hz. Ömer ayağa kalkar. Sıkıca sarılırlar. Fon müziği)


