KUDDÜS

Posted on Haziran 20, 2008. Filed under: Esma-ül Hüsna |

“Göklerdekiler ve yerdekiler, Melik, Kuddüs, Aziz ve Hakim olan Allah’ı tesbih ederler.” (Cuma;1) 

Merhaba,

Ben nehir. ‘Hangi nehir?’ demeyin. O kadar uzunum ki her yerde başka bir isimle anıyorlar. Zaten kim olduğum çok da önemli değil. Sonuçta yeryüzündeki bütün nehirlerden bir farkım yok.

Ben de diğerleri gibi güneşte gümüş gibi parlayan sulara sahibim. Tertemiz sularımda o kadar şirin balıklar yaşıyor ki! Şehirden şehire gezerken bitmek bilmeyen yolculuğumda onlarla sohbet ederim.

Ben onlara, onlar bana anılarını anlatırlar. Bir keresinde bir alabalıkla konuşurken yağmur yağmaya başladı. Alabalık çok mutlu oldu. “Yaşasın, suların çoğalacak!” dedi. Yağmurun yağdığına ben de sevinmiştim çünkü ne zaman yağmur yağsa etraf tertemiz olur. Alabalık berrrak gökyüzünü, yemyeşil ağaçları, mis kokulu çiçekleri hiç görmemişti. Ona, “Suyun dışını hiç merak etmiyor musun?” diye sorduğumda bana şöyle dedi,

“Elbette merak ediyorum. Ama biliyorsun suyun dışına çıkarsam yaşayamam…”

“O zaman sana anlatmamı ister misin?” dedim. Çok sevindi. Ben de anlatmaya koyuldum,

“Dünyanın gökyüzü denen bir çatısı var. Tertemiz, parıl parıl parlıyor. İçinde bulunduğun su rengini bu gökyüzünden alır. Sonra etrafımızda yemyeşil bir tabiat var. Ağaçları bir görsen! O kadar güzeller ki! Şu anda papatyaların yanından geçiyoruz. Sarı gövdeleri ve beyaz yaprakları var. Bize gülümsüyorlar. Her şey kusursuz. Hiçbir çirkinlik yok…”

Ben böyle anlatırken alabalık atıldı,

“Keşke görebilseydim!”

O anda aklıma bir fikir geldi. Nasıl olsa yağmur yağıyordu, sularım çoğalmıştı. Rüzgardan yardım istedim mi sular yükselir ve alabalık kısa süreliğine de olsa yeryüzünü görebilirdi. Bunu ona söylediğimde sevincinden oraya buraya yüzmeye başladı.

“Kendine gel, hey…” dediğimde kızardı ve,

“Kusuruma bakma. O kadar heyecanlıyım ki!” dedi.

Rüzgarla konuştum, teklifimi kabul etti. Bunun üzerine alabalık suyun üst kısmına çıktı. Rüzgar sularımı hafifçe savurmaya başladı. Sonra hızlandı, hızlanınca alabalık etrafı izlemeye başladı. Bir yandan da,

“Kuddüs! Kuddüs!” deyip duruyordu. Merak ettim,

“Neden Kuddüs diyorsun?” diye sordum. Bunun üzerine bana şöyle cevap verdi,

“Şuraya bak! Anlattığından da güzel. Kusursuz ve tertemiz. Bu güzelliklerde Rabbimizin Kuddüs ismini görüyorum.”

“Peki Kuddüs ne demek?” dediğimde ise,

“Kuddüs, her türlü kusurdan uzak ve tertemiz demektir” dedi…  

Make a Comment

Make A Comment: ( None so far )

blockquote and a tags work here.

Liked it here?
Why not try sites on the blogroll...