YUNUS EMRE

Posted on Haziran 20, 2008. Filed under: Piyesler |

Kahve önünde taburelere oturmuş bir kaç köylü kendi aralında konuşmaktadırlar:

1.Adam: – Moğollar ülkeyi işgal etmiş.

2.Adam: – Konya’ya da yaklaşmışlar üstelik.

3.Adam: – Konya önlerine geldilerse buraya da gelmeleri yakındır.

2.Adam: – Haklısın Sarıköy’le Konya arası nedir ki?

1.Adam: – Ah be Hünkarım nerelerdesin? Gitti gül gibi devlet.. ne idüğü belirsiz bir iki Moğol’a mı teslim olacaktık?

2. Adam: – Artık bize dirlik yok. Yakında buralarda da katliamlara başlarlar..

3. Adam: – Ülkedeki kuraklık da insanların canına yetti hani. Elde avuçta da birşey kalmadı ki. Kösedağ’da yitirdik her şeyimizi.

1.Adam: – Bu böyle olmaz. Köylüyü toplayalım. En sağlamlarımız varıp gitsinler çevre illere.. hani belki bir umut..

2.Adam: – Ne umudu? Kimsede bir şey yok ki. Kimden ne isteyeceksin?

3.Adam: – Şu gelen Yunus değil mi?

1.Adam: – Ta kendisi.. Tarladan geliyor herhalde..

Yunus Emre selam verip köylülerin yanına oturur.

-Selamün Aleyküm emmiler..

Hepsi birlikte: – Ve Aleyküm Selam..

3.Adam: Hayırdır Yunus nerden gelir nereye gidersin?

Yunus: – Hay’dan gelip Hu’ya gideriz ağam..

1.Adam: – Belî Yunus.. Hepimiz Ondan gelip Ona gideriz. Lakin bu dünya çölünde nereye sürüklenmektesin?

Yunus: – Çöl dediniz ya Efendim.. Kuraklık iyice büktü belimizi. Babam çalışamaz durumda. Tarlada da bir şey yok.. Gülşehir yakınlarında ikamet eden bir derviş’den bahsettiklerini duydum.

2.Adam: – Hacı Bektaş’ı mı dersin?

Yunus: – Evet efendim. Anlattıklarına göre keramet sahibi, gönül dostu bu zat, kapısına geleni boş çevirmezmiş. Cömertliği dillere destanmış. Eğer varıp durumumu anlatırsam belki bir yardımı dokunur köyümüze.

3.Adam: – İyi de ne isteyeceksin Hacı Bektaş Hazretlerinden?

Yunus: Bir çuval buğday isteyeceğim..

2.Adam: -(Güler) Oğul Onun yardımı daha büyüktür. Buğday az kalmaz mı?

(Yunus Emre anlayamaz ama pek oralı olmaz..)

Yunus : – Bilmem..

1.Adam: – Yolun açık olsun. Unutma eli Boş gidilmez o dergaha.

Müzik –

(ŞİİR/1-Meddah)

“Acep su yerde varm’ola

Soyle garip bencileyin

Bagri basli gozu yasli

Soyle garip bencileyin 

        Gezdim Urum ile Sami

        Yukari Illeri kamu

        Cok istedim bulamadim

        Soyle garip bencileyin 

Kimseler garip olmasin

Hasret oduna yanmasin

Hocam kimseler duymasin

Soyle garip bencileyin”

Tekkede Hacı Bektaş Veli Hazretleri etrafındaki dervişlerle söyleşmektedir.

Yunus: – Selamün Aleyküm efendim.

Hacı Bektaş Veli: – Ve Aleyküm selam oğlum.. Buyur otur şöyle. Belli ki uzun yoldan gelmişsin.

Yunus: Efendim ben Sarıköy’den geliyorum. Memleketimizdeki kuraklık her hanenin belini büktü, ocağını kuruttu. Sizden bir çuval buğday istemeye geldim. Bir de kabul buyursanız size bu elmaları getirdim..

H: – Oğlum yol yorgunusun belli. Sen hele bir dinlen. Dervişler senin için bir oda hazırlasınlar.. (Yanındakilerden biri hemen ayağa fırlar) sabah istediğini alır gidersin.

Müzik

Derviş Yunus’u alır çıkar…

(ŞİİR-2)

        “Soyler dilim aglar gozum

        Gariplere goynur ozum

        Meger ki gokte yildizim

        Soyle garip bencileyin 

Nice bu dert ile yanam

Ecel ere bir gun olem

Meger ki sinimde bulam

Soyle garip bencileyin” 

Hacı Bektaş hazretlerinin etrafı boşalır.

Sabah olduğunda Yunus Hacı Bektaş’ın huzuruna çıkar.

Y: – Efendim ben artık köyüme döneyim. Size yeterince zahmet verdim.

H: – O nasıl söz oğlum. Allah’ın bize yolladığı bir emanete hizmet bizim vazifemizdir. Gel seninle bir anlaşma yapalım.. Sen istediğin buğdaydan vazgeç.. onun yerine sana himmet verelim.

Y: – Aman efendim. Ben o kadar yol geldim. Köyüm kuraklıktan inliyor. Siz buğdayı buyursanız..

H: – Peki evladım. Madem sen öyle istiyorsun. Sen hele bir gece daha kal. Yarın gidersin.

Y: – Peki efendim.

Müzik

Yunus Emre çıkar. Ertesi gün Hacı Bektaş Veli hazretlerini avluda beklemektedir. Kendi kendine söylenir..

  • Mevlam ne güzel insanlar yaratmışsın. Halleri, dilleri bambaşka.. Her sözlerinde Sen varsın. Her bakış seni anlatıyor sanki.. Nasıl anlatayım? İçimde bir şeyler var ama nasıl diyeyim bilmiyorum..

(ŞİİR/3)

“Tasdin yine deli gonul

Sular gibi caglar misin

Aktin yine kanli yasim

Yollarimi baglar misin 

Nidem elim ermez yare

Bulunmaz, derdime care

Oldum ilimden avare

Beni bunda egler misin 

Yavi kildim ben yoldasi

Onulmaz bagrimin basi

Gozlerimin kanli yasi

Irmak olup caglar misin” 

Bu sırada Hacı Bektaş hazretleri gelir.

- Ne o Yunus kendi kendine söylenmektesin. Bir şikayetin mi var bizden yoksa?

Y: – Haşa Efendim. Biz sizi zahmete soktuk.

H: – Söyle bakalım. Kararını verdin mi?

Y: – Efendim ben müsaadenizle buğdayı alıp gideyim.

H: – Peki sana bize hediye olarak getirdiğin her elma karşılığında himmet versek?

Y: – Efendim ben buğdaydan vazgeçmem..

H: – Peki öyleyse. Ama sen bir gece daha kal..

Y: – Emriniz olur efendim.

Hacı Bektaş veli çıkar.. Yunus kendi kendine:

- Allah Allah himmet himmet diyor? Ne ki bu himmet?

Yunus Emre de çıkar..

Müzik –

(ŞİİR/4)

“Ben toprak oldum yoluna

Sen asiri gozedirsin

Su karsima gogus gerip

Tas bagirli daglar misin 

Harami gibi yoluma

Arkuru inen karli dag

Ben yarimden ayri dustum

Sen yolumu baglar misin 

Karli daglarin basinda

Salkim salkim olan bulut

Sacin cozup benim icun

Yasin yasin aglar misin 

Esridi YUNUS’un cani

Yoldayim, illerim hani

YUNUS duste gordu seni

Sayru musun, saglar misin” 

Hacı Bektaş veli postta oturmuş Yunus’u beklemektedir. Yunus Emre gelince ayakta karşılar onu.

H: – Gel yunus gel otur şöyle..

Y: – Yok efendim. Ben gideyim artık.

H: – Yunus sana son bir teklifim daha var. Getirdiğin her bir elmanın çekirdeği sayısınca himmet verelim sen de bu buğdaydan vazgeç..

Y: – Ama efendim köylü beni bekliyor. Sağolun. Cömertliğinize teşekkür ederim ama kabul edemem.

H: – Son sözün bu mudur?

Y: – Budur efendim. Müsaade buyurursanız..

H: – Öyleyse dervişler senin buğdayı hazırlasınlar. (Hemen bir derviş ayağa kalkar. Ve bir çuval buğdayı getirir.)  Müzik

H: – Yolun açık olsun evladım. Allah’a emanet olasın.

Yunus selam vererek ayrılır.

Müzik

Yunus yolda giderken bir ağacın altına oturur dinlenmek için.. 

(ŞİİR/5)

“Yok yere gecirdim gunu

Ah nideyim omrum seni

Seninle olmadim gani

Ah nideyim omrum seni

Geldim ve gectim bilmedim

Aglayip gussa yemedim

Senden ayrilam demedim

Ah nideyim omrum seni

Hayrim serim yazilacak

Omrum ipi uzulecek

Suret benden bozulacak

Ah nideyim omrum seni

Gidip geri gelmiyesin

Gelip beni bulmayasin

Bu benligi sermayesin

Ah nideyim omrum seni

Hani sana guvendigim

Guveniben yuvandigim

Kaldi kulli kazandigim

Ah nideyim omrum seni

Miskin YUNUS gideceksin

Acep sefer edeceksin

Hasret ile kalacaksin

Ah nideyim omrum seni” 

-Hünkar Hacı Bektaş bana himmet teklif etti. Oysa ben razı olmadım. Ya himmet daha kıymetliyse buğdaydan? Ya uçsuz bucaksız manevi zenginlikse? Buğday maddi bir zenginliktir, elbette tükenir. Manevi zenginlik ise asla tükenmez. Hata ettim. Himmeti kabul etmeliydim. Pişman olduğumu söylemeliyim. Bana teklif ettiği himmeti kabul etmeliyim. Zararın neresinden dönülse kardır.

(diyerek Dergaha yönelmeye karar verdi. Niyeti orada kalmak ve hayran olduğu dervişlerin arasına karışmaktı.)

(ŞİİR-6)

“Ey yarenler, ey kardaslar

Ecel ere olum bir gun

Islerime pisman olup

Kendi ozume gelem bir gun 

Yanlarima kona elim

Soz soylemez ola dilim

Karsima gele amelim

Nettim ise gorem bir gun” 

Dergaha varınca;

-Kardeşlerim  ben ne istediğimi bilemedim. Hata ettim. Pişman oldum. Hünkardan af diliyorum. Cahilliğime versin. Buğdayı geri verip himmeti almak istiyorum.

(Öğrenciler Hacı Bektaş hazretlerine koştular. Durumu arz ettiler. Hacı Bektaş bir müddet uzakları süzdü ve başını önüne eğdi)

  • Varın söyleyin. Onun istediğinin şimdiden sonra yerine gelmesi mümkün değildir. Biz onun himmetinin anahtarını Tapduk Emre’ye verdik. Eğer dilerse onu arayıp bulsun.

(Hacı Bektaş’ın söyledikleri ne eksik ne fazla Yunus’a bildirildi. Bildirildi bildirilmesine ama varın gelin bunu Dertli Yunus’a anlatın. Yunus büktü boynunu yüreğinin suyunu söndürecek pınarı aramak için yollara düşmesi gerektiğini anladı. Buna da razıydı ya. Kolay mı? Koskoca himmeti geri tepmişti bir çuval buğday için.)

(ŞİİR-7)

“Arayi arayi, bulsam izini

izinin tozuna, sursem yuzumu

Hakk nasip eylese, gorsem yuzunu

Ey sevdigim gonul arzular seni 

Yitirdim o dostu, bilmem ne yanda

Sevgisi gonulde, muhabbet canda

Yarin mahser gunu, ulu divanda

Ey sevdigim gonul arzular seni 

Yunus senin methin eder dillerde

Sevilirsin butun bu gonullerde

Aglayi aglayi gurbet ellerde

Ey sevdigim gonul arzular seni”

II.BÖLÜM

Yunus geçtiği yollarda uğradığı yerlerde hep onu sordu. Günler geçti Yunus döne dolaşa Sakarya ırmağı yakınlarına geldi. Yolda rastladığı bir ihtiyara selam verdi:

-Tapduk Emre derler bir gönül dostunu arıyorum emmi. Yardımcı olur musun?

  • Sen gönüllerimizin ışığı Tapduk Emre hazretlerini arıyorsun anlaşılan.
  • Hay ağzına sağlık emmi. Nerede bulabilirim kendisini? Beni ona götürür müsün?
  • Hay Hay…

(Yunus aradığını bulmuş olmanın sevinci içinde ihtiyar adamın elini öptü. Bu büyük müjdesinden dolayı ona teşekkür ederek yanından ayrıldı. Dergaha vardığında bu mahcup delikanlı tüm dervişlerin dikkatini çekti. Yunus selam verdi. Kendini tanıttı, konuştular, söyleştiler, Yunus başına gelenleri bir bir anlattı. Kalbi yerinden fırlayacak gibiydi. Konuştukça duruldu, sakinleşti. İçi huzurla dolmuş, yaşadığı sıkıntıları unutmuştu. )

-Ey Yunus hoş geldin safalar getirdin.. Senin durumundan haberimiz vardır. Bugünden itibaren burada dergaha hizmet et. Gayret göster.

-Efendim hangi vazifeyi verirseniz verin layıkıyla yerine getirmek için çalışacağımdan emin olun.

-O halde seni bugünden itibaren dergaha odun taşımakla görevlendirdik.

MÜZİK –

(ŞİİR-8)

“O dost, bana gelsin demis

Sundum kadeh, alsin demis

Aldim kadeh, ictim serap

Artik gonlum olmez benim 

Ne durum var, ne duragim

Bir yerde yoktur kararim

Hakk’a munacat etmege

Belli yerim yoktur benim 

Sor durdugum yeri bana

Gelirsen gosterem sana

Bir zerrece Hak’tan ayri

Gozum nesne gormez benim 

Tur daginda bir tecelli

Gor Musa’ya neler kildi

YUNUS eydur Hak katinda

Sozum geri kalmaz benim” 

(Yunus yeni işini pek sever. Her sabah erkenden kalkar, baltasını ipini omuzlar ormana giderdi. Asla yaş ağaç kesmeyen Yunus Emre kuru ve yaşlı ağaçlardan hazırladığı odunları sırtlar öğleye varmadan dergaha dönerdi. Günler günleri kovaladı. Odun taşımaktan Yunus’un sırtında yararla çıkmıştı. Kendisine verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyordu. Taşıdığı odunlarla dergahın ekmeği pişiyordu. Onlar gelenlere ikram ediliyordu. Günler böyle geçerken Tabduk Emre’nin dikkatini bir şey çekti Yunus dergaha hiç eğri odun getirmiyordu.. )

-Ormanda hiç eğri odun yok mu ki oğul, hep düzgünlerini getirmektesin?

-Efendim eğrilik ormanda da vardır ama bu kapıya yaraşmaz. Bu kapıdan eğri odun bile giremez.

(Ancak Yunus’un içine bir kurt düşmüştü son zamanlarda. Kendisiyle birlikte dergaha gelenlerin hepsi icazetlerini almış çevre illerle irşada çıkmışlardı. Üstelik keramet üstüne keramet gösteriyorlardı. Oysa kendisi yıllardır dergahtaydı ve hala aynı vazifedeydi. Galiba benim himmetim burada değilmiş dedi ve çok sevmesine rağmen Tabduk Emre’nin dergahından ayrıldı)

(ŞİİR-9)

“Ben yururum yana yana

Ask boyadi beni kana

Ne deliyem ne divane

Gel gor beni ask neyledi 

Gah eserim yeller gibi

Gah tozarim yollar gibi

Gah akarim seller gibi

Gel gor beni ask neyledi 

Akar sularin caglarim

Dertli cigerim daglarim

Seyhim anuban aglarim

Gel gor beni ask neyledi 

Ya elim al kaldir beni

Ya vaslina erdir beni

Cok aglattin guldur beni

Gel gor beni ask neyledi 

Ben yururum ilden ile

Seyh anarim dilden dile

Gurbette halim kim bile

Gel gor beni ask neyledi 

Mecnun oluban yururum

O yari duste gorurum

Uyanip melul olurum

Gel gor beni ask neyledi 

Miskin YUNUS bicareyim

Bastan ayaga yareyim

Dost ellinde avareyim

Gel gor beni ask neyledi” 

Yunus Emre -Selamün Aleyküm erenler!

Yolcu 1 -Ve Aleyküm selam..

Y.Emre -Nereden gelirsiniz?

Yolcu 2 -Haydan geliriz.

Y.Emre -Belî. Nereye gidersiniz?

Yolcu 1 -Hu’ya gideriz.

Y.Emre -Belî.

Yolcu 2 – Hak’tan destur alalım. Birlikte varalım menzilimize ey derviş.. Ne dersin?

Y. Emre – Belî derim..buyrun..

(Üç derviş birbirlerinin kim olduklarından habersiz yola koyulurlar. Zaten maneviyat erlerinin hükmünde kimliğin, adın, cismin ne önemi vardır ki.. )

ŞİİR-10

“Ben bir acep ile geldim

Kimse halim bilmez benim

Ben soylerem, ben dinlerem

Kimse dilim bilmez benim 

Benim dilim kus dilidir

Benim ilim dost ilidir

Ben bulbulum, dost gulumdur

Bilin, gulum solmaz benim” 

Yolcu-1 : Dervişler varalım sırayla Mevla’ya yönelelim. Hele bir sofra açılsın duamız hürmetine. Derdimizin dermanı asıl derdimiz imiş seyreyleyelim…

Yolcu-2 : Âlâ.. Yalnız sıraya koyalım, madem yolculuk halindeyiz o vakit duaları da  paylaşalım azığımızı bölüştüğümüz gibi..

Yolcu-1 : Haydi evvela bizim sıramız olsun.. (dua için ellerini açar) (Sofra iner.)

Yunus Emre: (kendi kendine) Aman Ya Rabbim.. Beni kimlere yaren eylemişsin böyle.. Ben ne iderim sıram geldiğinde.. Bunun için kaçmadım mı o ulu dergahtan? Bu değil miydi korkulu rüyam? Ey Subhan bana bir yol göster..

Yolcu-2 : (Yunus’un dalgın halini görünce ona) Hu erenler! Taştın yine deli gönül sular gibi çağlar mısın?? 

Yunus Emre: Ey mevlam! Bunlar benim beyitlerim.. Ama nasıl olur?

Yolcu –1 : (diğer yolcuya) Erenler! Cennet soframız kuruldu yüreklerimizde elhamdülillah. Bundan sonrası sana aittir.

Yolcu-2: Eyvallah erenler.. (Yunus’a döner) Sen ne dersin derviş? Daldın gittin bir aleme..  (Diğer yolcuya) bu dervişi çıkarıp başka aleme daldırmak lazım erenler..

Yolcu – 1 : Doğru dersin üstadım.. kim başlasın?

Yolcu-2:  Buyrun..

Yolcu –1: Eyvallah… (Biraz durur)

Bir karardan durmayalim

Gel gidelim dosta gonul

Hasretinden yanmayalim

Gel gidelim dosta gonul 

Kilavuz ol gonul bana

Gel gidelim yardan yana

Canim kurbandir canana

Gel gidelim dosta gonul 

Yunus Emre titremeye başlamıştır..

Yolcu-2: Ha şöyle kendine gel.. benliği bırak..

Kara haberin almadan

Can bedenden ayrilmadan

Azrail bizi bulmadan

Gel gidelim dosta gonul 

Gercek murada varalim

Yarin hatirin soralim

Yunus Emre’yi alalim

Gel gidelim dosta gonul

Yolcu -1 :

Tevhit imis cumle alem

Tevhidi bilendir adem

Bu tevhidi inkar eden

Oz canina dusman imis 

Insan olan buldu Hakk’i

Meclis onun, odur saki

Hemen bu bicare YUNUS

Ask ile bil ayan imis 

Yolcu – 2:

Agla gozum agla gayri

Gonul dost gider gelmez gayri

Ne gam bunda bana bin kez olsem

Orda olum olmaz olmezem gayri

Yansin canim yansin akin oduna

Aksin kanli yasim silmezem gayri

Beni irsad eden mursid-i kamil

Yeter bei el daha almazam gayri

Varligim yokluga degismisim ben

Bu gun cana basa kalmazam gayri

Fenadan bakiye goc eder olduk

Yoneldim sol yola donmezem gayri

Muhabbet bahrinin gavvasi oldum

Gerekmez ceyhun’a dalmazam gayri

Dilerim fazlindan ayrilmiyasin

Tanri’m senden ozge sevmezem gayri

Soyle asik dilinden bunu

Eger asik isem olmezem gayri 

Yolcu-1: Erenler sıra sendedir..

Yolcu – 2 : Eyvallah. (ellerini açar ve dua eder) (Sofra iner)Yemeklerini yerler…

Müzik

Yunus Emre: (kendi kendine)Aman Ya Rabbim. Şimdi sıranın bende olduğunu söyleyecekler.. Ben ne yaparım. Kime sığınırım? Acaba biliyorlar mı beni.. anladılar mı bir kaçak olduğumu? Anlarlar tabii hakikat eri bunlar.. hem anlamamış olsalardı nasıl söylerlerdi beyitlerimi. Hiç bir yerde yazılmamış kimseye söylenmemiş beyitlerimi..

Yolcu-2: (Yunus Emre’ye) Deli Derviş.! Haydi bakalım. Göster marifetini .sıra sende..

Yunus Emre: (Titrek ellini açar)

“Yunus eydur, Ey Sultanım

Aşkın ile Yandı Canım

Gel kılar isen dermanım

Artık canım olmaz benim.”

Ey Sultanlar sultanı. Bu dervişler kimin adına, kimin hürmetine dua ettilerse sana, ben de onu dillendirir, onun ismini anarım senin huzurunda. Benim gibi bir garibi boş çevirme. Mahçup etme..

(İki Sofra iner) Müzik

Yolcu- 1: Erenler bu ne iştir?

Yolcu – 2 : Kimin adına kimin hürmetine dua ettin söyle bize?

Yunus Emre: olmaz önce siz deyin kimin ismini verdiniz?

Yolcu-1: Biz Tapduk Emre’nin kapısında 40 yıl hizmet edip kapıdan eğri odun sokmayan Yunus’un hürmetine dua ederiz..

Yunus eğilir ağlar….

ŞİİR-11

“Ben dert ile ah ederdim

Derdim bana derman imis

Ister idim hasret ile

Dost yanimda pinhan imis 

Nerde deyi fikrederdim

Goge bakip sukrederdim

Dost benim gonlum evinde

Tenim icinde can imis 

Sanirdim kendim ayriyim

Dost ayridir, ben gayriyim

Beni bu hayale salan

Bu sifat-i hayvan imis” 

(Geri dönmelidir Derviş Yunus . Varır dergaha yönelir. )

Yunus Emre:- Ya Hocam unuttuysa beni .Ya yıkmışsam onun gönül Kabesini.. Ya tanımazsa.. Ya biz bizi bırakıp gideni istemeyiz derse.. Eyvahlar olsun ben ne yapmışım..

(Kapıda dervişler tarafından karşılanır.)

Yunus Emre: – Hu erenler

-Hu..Nerelerdeydin Yunus?

-Tabduk Emre bu kaçak dervişi kabul eder mi acaba?

-Yunus, Hocamız çok ihtiyarladı. Artık gözleri görmez oldu..

-Eyvah o zaman beni hiç tanımaz. O zaman ben nerelere giderim. Ne ederim?

-Sen hiç kaygılanma.. Gece kapının eşiğinde beklersin. Biz onu sabah namazı için bahçedeki şadırvana götürürüz. Hazret, eşikten geçerken ayağı sana değince bize sorar: bu kimdir diye.. o zaman biz de Yunus deriz. O Hangi Yunus derse, var git kendine başka bir himmet kapısı ara. Burası sana kapanmıştır. Ancak bizim Yunus mu derse bil ki seni unutmamıştır. O zaman ellerini öper dua istersin.

(Yunus bu.. Gönlü kırık, kalbi yaralı Yunus. Nasıl bekler eşikte gece boyu? Üzerini örten karları yüreğinin ateşiyle eritmiştir. Derken sabah ezanı okunur..)

Askin odu cigerimi

Yaka geldi, yaka gider

Garip basim bu sevdayi

Ceke geldi, ceke gider 

Kar ettik firak canima

Asik oldum cananima

As zencirin dost boynuma

Taka geldi, taka gider 

Sadiklar durur sozune

Gayri gorunmez gozune

Bu gozlerim dost yuzune

Baka geldi, baka gider 

Bulbul eder ah-u figan

Hasret ile yandi bu can

Benim gonulcugum ey can

Hakk’a geldi Hak’a gider 

Arada olmasin nasi

Onulmaz bagrimin basi

Gozlerimin kanli yasi

Aka geldi, aka gider 

Miskin Yunus’un sozleri

Efgan eder bulbulleri

Dost bahcesinin gulleri

Koka geldi, koka gider 

Tabduk Emre- Bu bekleyen kimdir?

Derviş – Yunus’tur efendim.

Tabduk Emre- ( Biraz durur) Bizim Yunus mu?

Yunus Emre-Himmet efendim… (Ellerine kapanır)

-Hamdın, yandın, piştin evladım.. Bundan sonra var git yolları aydınlat..

(ŞİİR12)

Bu dunyadan gider olduk

Kalanlara selam olsun

Bizim icin hayir dua

Kilanlara, selam olsun

Ecel buke belimizi

Soyletmeye dilimizi

Hasta iken halimizi

Soranlara, selam olsun 

(Bundan sonra Tabduk Emre elindeki asasını havaya atar ve Yunus’a aramasını söyler)

-Arayasın ki bulasın..Dervişin kârı da budur. Ne zaman ki bu asa gökten yere düşer de onu bulursan o zaman anla ki İlahi huzura çağrılmaktasın.

(Yunus ömrünün sonuna kadar o asayı aramak için Anadolu’yu köşe bucak gezmiş. Her gittiği yere gönlünden bir parça bırakmıştır. Bizler asırlardır o ter ü taze gönülden dökülen incileri dinlemekteyiz. Peki Yunus asayı bulmuş mu dersiniz?) 
 
 

Make a Comment

Make a Comment: ( None so far )

blockquote and a tags work here.

Liked it here?
Why not try sites on the blogroll...